Gölgelerin Gücü Adına

Çocukluğumun denk geldiği yıllar arasını seviyorum, pek kişilere nasip olmuyor 80′ ler 90′ lar… Çocuken, düşünebildiğim tek şey oyun ve oyuncaktı. Çok fazla oyuncağım mevcuttu, ama ben genede komşulara giderken oyuncak götüremezdim, Misafirliğe gittiğimizde, bir köşeye çekilir sağdan soldan bulduğum kağıt parçalarıyla oyun oynardım. Komşuların ”Oğlunuz çok uslu maşallah” demesi ailemi böbürlendirdiği gibi benide hayretler içinde bırakırdı, cidden okadar uslumuyum acaba diye… Dışarıya her çıkışımızda ouncakçının önünden geçince içim kığır kıpır olurdu, anneme onu alalım bunu alalım derdim, ama annem okadar paramız yok evladım dediği için hep içim buruk eve dönerdik. Ertesi gün çıktığımızda dışarıya ”Aha kesin paramız var artık oyuncak alıcaz” diye düşünürdüm, ama malum gene komşu ziyareti yada başka bir konu olduğundan benim oyuncaklar myalan olurdu.

Evdekilerle yetinmek iyi hoştu ama oyun oynarken bile hep Transformes oyuncaklarını düşünürdüm, içime oturuyordu, ”Allah’ım ne zaman paramız olacak bizim” derdim, bunu derken odamda ki oyuncak sayısını bile bilmezdim. İşte o zamanlarda doyumsuz olduğumuzu anlamıştım. ”Anneee neolurrr başka bişey söz istemicemmmm, neolurrrr” diyip, oyuncağı aldırıp, aradan bir kaç gün sonra başka bir oyuncaga yada isteğe yönelmek doyumsuzluğumun bir göstergesiydi.

Anne, Teyzeler veya Anneanneler genelde çocukların, yeğenlerinin veya torumlarının ihtiyaçlarını karşılar , babalar, dayılar, amcalar için pek muhim bir konu olarak görmezler çocuk ihtiyaçlarını, bu konuya belki Hala bile bazen katılabilir. Pazar alışverişinden tut, okul masrafına kadar Anne elinin degmesi gerekirdi, hala öylemi bilmiyorum.
O zamanlar da Oyuncağı alınması için günlerce acıtasyon yapıp duygulu bakışlarımla süzüldüğüm zamanlar hep senin içindi He-Man…
Oyuncağını yoğun ısrarlı çabalarımla aldırdıktan sonra evde oyuncaklarınla oynarken, mahalledeki çocukların ellerinde He-Manciğimin kılıcını görmemle, ”Anneeeeeeeee” demem bir olmuştu. Ulan oyuncak aldık okadar versene yanında eşantiyon kılıç.
Bir kaç gün sonra kılıcımda vardı artık ama gel görin ki evimiz için iyi olmamıştı bu kılıç. Bilinmeyen bir güç kılıç ile aramda bağ kurmuş beynime gizli gizli komut veriyrdu, ”Güç Sende Artıkkkkkk”  bu sesi duyduğum zaman Gölgelerin gücü adına dedim kendi kendime, benim kılıcımdan alevler çıkmalı ama çıkmıyor diye düşünürken hemen yanımdaki alev alev yanan katalatik sobası yardımıma koştu sağolsun.
Sobaya soktuğum gibi plastik kılıcımın alev alması bir oldu, veeeee işte isteiğim alev topu oluşmuştu, kılıcımı yukarı kaldırdığım gibi dile geldim. ”Gölgelerin gücü adına, güç bende artık”…
Ama bir problem vardı, bu sözden sonra benim değişmem ve alev topununda artık durması gerekiyordu, ne ben değiştim nede alevtopu söndü, kılıç eridikçe halıya yanan parçalar dökülüyordu halı yanmaya başlayınca, ”Anneeeeee” diye bağırırp çağırmaya başlamıştım annem geldiğinde evde bir çığlık kargaşa ve bir kaç tokat ile topladık durumu 🙂 Yıllarca yanık kaldı o halımız. Ulan He-Man ağzımıza sıçtın hala gölgelerin gücünden bahsediyorsun 😀

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *