Tövbe Tövbe

4-5 yaşlarımdayken, babamın bana herhangi bir konuda sinirlendiğinde (ki sinirlenmediği konu yoktu zaten) yaptığım yaramazlıktan yada herhangi bir şeyden sonra bana, bir daha bunu yapmamam gerektiğini izah etmeye çalıştığı dialog durumu idi ”Töbe”… Orjinal hali tahmin ettiğiniz gibi, ”Tövbe”dir…

– Bir daha yapmıcaksın tamam mı?
– Peki babacığım…
– Tamam mııııı?
– Tamam Babacığım…
-Töbe yap bakayım
– Töbeee
– Aferim oğluma…
Bu dialogtan sonra, Tövbe etmenin iyi birşey olduğunu düşünen bir çocuk, tövbenin verdiği huzur ile ve Babanın verdiği yusuf ile, TV de yarım kalmış olan”Olacak Okadar”ı izleyemeden, doğruca odasına, yatağına, yorganın altına ve taaa en derinlere saklanır…
Gözlerimde ki korku dolu nemden, uykumun geldiğini anlayamadan sızardım.
Ve gece yarısı…
Ensemde bir nefes, yorganın altından bile görebildiğim bir adam, kapımda duruyor boylu boyunca, elinde iş çantası işine gidiyor belli ki.
Korkuyorum…
Adam birinle konuşarak gidiyor koridordan ve ben onu göremiyorum artık…
Daha sonra çatallaşmış, korkmuş bir sesle, sesleniyorum…
– Anneee!
Ses çıkmaz tabi bu gibi durumlarda, çünkü kulağındaki kalbinin ritip sesi, kendi sesinden daha çok duyulur.
İkinciyi seslenemiyorum bile adamlar duymasınlar diye.
1..2..3.. Diyorum ve doğruca annemlerin odasına hızlıca geçmeye çalışıyorum, ta ki koridordaki kalabalığı görene kadar…
Bir sürü kadın ve adam, hepsi güzel giyimli ve sürekli konuşuyorlar, aceleleri var ve hep telaş içindeler.
Ben ise yaşadığım korkunun çocukça olduğunu düşünerek gülümsüyorum onlara, yada bir nevi sevimlilik göstergesi olabilir 🙂
Hemen doğruca annemlerin odasına giriyorum derken aklıma babam geliyor ve kapıda kala kalıyorum
– Babam ya kızarsa…
Bunu düşünmenin sırası değil belkide, girsene oğlum içeri manyakmısın koridordasın hala, ama yok yaa, ya babam görürse, ya babam kızarsa gene bana. Yook yoook girmeyeyim derken son bir koridora bakış atmamla odaya kendimi atmam bir oldu diye hatırlıyorum. Çünkü koridordaki insanlar hala bıdı bıdı bıdı konuşuyorlardı.
Yatagın kenarına anca boyum uzanıyordu, annemin kulağına doğru fısıldardım sessiz sessiz. Sonunda da babam duyar kalkardı. Kızardı herzaman ki gibi, ve
– Tövbe yap bakayım
– Töbee Baba
ben paşa paşa yatağıma geri dönerdim. Dönerken Koridora dikkat bile etmezdim. Zaten kimseciklerde görünmezdi.
En sonunda anladım ki, odak noktam koridor olduğu zaman bu insanları görmeye başlıyorum. Çünkü bilinçaltım odaklandığım yere, aklımda zihnimde olan temayı uyguluyor, ve ben kendi bilinçaltımın yarattıklarından korkuyorum diye düşünmüştüm. Lakin de doğruydu bu düşüncem.
Sizde gece yatarken bunu deneyebilirsiniz.
Gece karanlığında, yattığınız yerden, lambanızın düğmesine bakın, genelde düğmeler beyazda olsa, fosforludur aslında. Karanlıkta dikkatli baktığınızda rahatça görebilirsiniz.
Düğmeye bakın… Odak noktanız düğme olsun, gözünüzü kımıldatmadan abidik gubidik şeylere bakacagınıza bilinçaltınızı yönetin… Odak noktanıza bakmaya devam ettiğinizde, etrafınızın karardığını göreceksiniz, ki sakın pes etmeyin devam edin odaklanmaya, tamamen kapkaranlık bir yerdesiniz şimdi!
Gerisi sizin bilinçaltınıza kalmış artık 🙂
Töbeee diyebileceğim bir sürü yaramazlıklarım vardı daha… Nasip olmadı pek, hep olgun bir çocuk oldum. Keşke Töbeee diyebileceğim anılarım daha çok olsaydı ve keşke o günlerime dönebilseydim de, hergün Töbee Babacığım deseydim…

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *